“Insanlar birbirlerini ne kadar iyi anliyorlardi… Bir de ben bu halimle kalkip baska bir insanin kafasinin icini tahlil etmek, onun düz yada karisik ruh halini görmek istiyordum. Dunyanin en basit, en zavalli, hatta en ahmak adami bile, insani hayretten hayrete dusurecek ne muthis ve karisik bir ruha maliktir!… Nicin bunu anlamaktan bu kadar kaciyor ve insan dedikleri mahluku anlasilmasi ve hakkinda hüküm verilmesi en kolay seylerden biri zannediyoruz? Nicin ilk defa gordugumuz bir peynirin evsafi hakkinda söz soylemekten kactigimiz halde ilk rastgeldigimiz insan hakkinda son kararimizi verip gönul rahatiyla öteye geciveriyoruz?” Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna
Archive for
August, 2010
...
Zaman gazetesinin Fethullah Gülen’in referandum hakkindaki göruslerini aktardigi habere göre Fethullah Hoca darbeler hakkinda sunlari söylüyor:
“12 Eylül, 12 Mart ve daha önceki 27 Mayıs darbeleri, hiçbir mantığa dayanmayan ve millet adına hiçbir yarar vaatetmeyen bir çeşit sindirme ve herkese haddini bildirme, sonra da iktidarı ele geçirme ve şahsî saltanatları devam ettirme hareketleriydi.”(kaynak)
Hoca oldugu icin teorik olarak istikrarli ve durust bir insan olmasi gereken ayni Fethullah Gülen’in kendi sitesinde Ekim 1980 tarihli Sizinti dergisinde yazdigi yaziyi bulmak mümkün. Darbeden sonra Fethullah Hoca sunlari yazmis:
“Sahnenin bu rengârenk aldatıcılığı, ortalığı inleten valsin korkunç uyutuculuğu ve kostümün gözbağlayıcılığı karşısında, oynanan oyunun gerçek yüz ve vahşetini ilk sezen, son karakolun kahraman bekçileri oldu. Bu sezme, ümit dünyamızda yeniden kendimize gelmemizi ve kendi kendimizi idrak etmemizi te’min etti. Aslında buna bir sezme demek de uygun değildir. Bu, düşmanı kıskıvrak yakalama ve bir zaferdir. İçtimâî bünyenin, haricî bir kısım erâciften temizlenme, arındırılma ve aslına ircâ zaferi. Bu zafer, kendinden ümit edilenleri getirdiği takdirde, Türk’ün zaferler hanesinde en muallâ yeri işgal edecektir. Böyle bir ilk tefahhüs (5) ve sezişe, başka bir yazımızda selam durulmuş ve gaziler ocağının yiğit eri mehmetçiğe teşekkürler sunulmuştu.
Ne var ki, yıllardan beri, binbir saldırı ile rahnedar olmuş bir bünye, böyle hemen bir mualece ile iyi edilemeyeceği de muhakkaktı. Daha köklü ve daha gönülden bir hareket gerekliydi ki, millî bünyeyi kemiren yıllanmış seretanlar (6) bertaraf edilebilsin…
Ve işte şimdi, binbir ümit ve sevinç içinde, asırlık bekleyişin tulûu saydığımız, bu son dirilişi, son karakolun varlık ve bekâsına alâmet sayıyor; ümidimizin tükendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe, istihâlelerin son kertesine varabilmesi dileğimizi arz ediyoruz.”(kaynak)
1980′de darbeyi ve demokrasinin kesintiye ugramasini alkislarla karsilayanlarin simdi kendinlerini magdur olarak göstermeleri herseyden önce çirkin bir harekettir.