Archive for the ·

politics

· Category...

Fethullah Gülen ve 12 Eylül

no comments

Zaman gazetesinin Fethullah Gülen’in referandum hakkindaki göruslerini aktardigi habere göre Fethullah Hoca darbeler hakkinda sunlari söylüyor:

“12 Eylül, 12 Mart ve daha önceki 27 Mayıs darbeleri, hiçbir mantığa dayanmayan ve millet adına hiçbir yarar vaatetmeyen bir çeşit sindirme ve herkese haddini bildirme, sonra da iktidarı ele geçirme ve şahsî saltanatları devam ettirme hareketleriydi.”(kaynak)

Hoca oldugu icin teorik olarak istikrarli ve durust bir insan olmasi gereken ayni Fethullah Gülen’in kendi sitesinde Ekim 1980 tarihli Sizinti dergisinde yazdigi yaziyi bulmak mümkün. Darbeden sonra Fethullah Hoca sunlari yazmis:

“Sahnenin bu rengârenk aldatıcılığı, ortalığı inleten valsin korkunç uyutuculuğu ve kostümün gözbağlayıcılığı karşısında, oynanan oyunun gerçek yüz ve vahşetini ilk sezen, son karakolun kahraman bekçileri oldu. Bu sezme, ümit dünyamızda yeniden kendimize gelmemizi ve kendi kendimizi idrak etmemizi te’min etti. Aslında buna bir sezme demek de uygun değildir. Bu, düşmanı kıskıvrak yakalama ve bir zaferdir. İçtimâî bünyenin, haricî bir kısım erâciften temizlenme, arındırılma ve aslına ircâ zaferi. Bu zafer, kendinden ümit edilenleri getirdiği takdirde, Türk’ün zaferler hanesinde en muallâ yeri işgal edecektir. Böyle bir ilk tefahhüs (5) ve sezişe, başka bir yazımızda selam durulmuş ve gaziler ocağının yiğit eri mehmetçiğe teşekkürler sunulmuştu.

Ne var ki, yıllardan beri, binbir saldırı ile rahnedar olmuş bir bünye, böyle hemen bir mualece ile iyi edilemeyeceği de muhakkaktı. Daha köklü ve daha gönülden bir hareket gerekliydi ki, millî bünyeyi kemiren yıllanmış seretanlar (6) bertaraf edilebilsin…

Ve işte şimdi, binbir ümit ve sevinç içinde, asırlık bekleyişin tulûu saydığımız, bu son dirilişi, son karakolun varlık ve bekâsına alâmet sayıyor; ümidimizin tükendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe, istihâlelerin son kertesine varabilmesi dileğimizi arz ediyoruz.”(kaynak)

1980′de darbeyi ve demokrasinin kesintiye ugramasini alkislarla karsilayanlarin simdi kendinlerini magdur olarak göstermeleri herseyden önce çirkin bir harekettir.

Sosyal Devlet ve Cemaatler

no comments

Bunu aslinda bir kac gun önce yazacaktim  ama vakit bulmak simdiye nasip oldu. Burda “Wïrtschaft und Gesellschaft” (Ekonomi ve Toplum olarak cevilirilebilir ama aslinda ABD’deki Political Economy derslerinin Almanya karsiligi oluyor) seminerinde Sosyal Devletin gelisimiyle ilgili teorilerden bahsedereken bir tanesi özellikle ilgimi cekti.

Bu “functionalist” teoriye göre sosyal devlet, endüstri devrimi ile birlikte güc kaybeden iki kurumun gorevlerini yerine getirmek icin gelismistir. Bu iki kurum ise kilise (Türkiye’den bahsettgimizde cemaatleri dusunebiliriz daha çok) ve güclü aile yapisi.Sanayilesmeden önce cemaat ve aile yapilarinin yerine getirdigi fakirlerin bakimi, issizlik sigortasi, yaslilarin ve cocuklarin bakimi, yetenekli ama yoksul genclerin egitimi gibi seyleri (farkli ülkelerde farkli düzeylerde olmakla beraber) devlet yerine getirmeye basladi.

Türkiyeye baktigimizda ise, Cumhuriyet’le beraber devletin cemaatlerin etkiligini azaltmak icin bir savas baslattigini ama buna ragmen sosyal görevleri yerine getiremedigi icin ve 90li yillara kadar da sanayilesmekten çok uzak oldugu icin cemaatlere olan ihtiyacin devam etmesini engelleyemedigini görüyoruz. Her ne kadar devlet laik bi ülkede cemaatlere gerek yoktur ideolojisini benimsese de de görevsel (functional) acidan cemaatlerin gereksiz olmasini saglayamadi. Fakir cocuklari Fethullahci yada Suleymanci egitim kurumlari destekledi, yoksullara zekat sistemi sahip cikti, yaslilarin ve cocuklarin bakimi “Türk” aile yapisina uygun olarak ev hanimlarina düstü (Bu son nokta cemaatlerden ziyade kadinlarimizin is gucune katilma oranin görece düsük olmasiyla ilgili). Galiba bu teoriye göre, 1923′ten 2000 yilina kadar anayasamizda yazdigi gibi sosyal devlet olmayi basaramayinca, kacinilmaz bi sekilde cemaat devleti olduk.

Aklima gelen hizli bir dusunceydi sadece. Bu konuda yani sosyal devlet ve cemaatler arasindaki iliski konusunda arastirmalar varsa okumayi cok isterim.